İçeriğe geç

Şubat ayında hangi meyve dikilir ?

Şubat’ta Toprağa Ektiğim Umut

Şubat… Kayseri’nin o soğuk, karanlık günlerinden birindeyim. Havanın sessizliğini bozacak tek şey, ara sıra rüzgarın kayaların arasından sızarak, geceyi kucaklayan borazan sesleri gibi duyulması. Ama içimde bir şey var; derinlerde, sıcak bir kıvılcım gibi yanıyor. Bir şeyler değişiyor, bilmiyorum tam olarak ne ama değişiyor. Bu ayda, bu soğukta bile, toprakla buluşmayı bekleyen bir şey var.

Toprağa İlk Dokunuşum

Bazen düşünüyorum, toprak nasıl bir şey? Ne zaman dokunmuşum ki ona? Hiç düşünmedim ama şimdi, Şubat ayında, bu soruyu kendime sormadan edemiyorum. Kendi evimin bahçesinde, küçük bir alanda başlamayı düşünüyorum. Yavaşça açıyorum pencereyi, soğuk hava içeriye doluyor. Sanki Kayseri’nin dağları da birer parça sesini getiriyor. O kadar yakın hissediyorum ki, bir adımda var olabilirim onlarla, o kadar hissediyorum.

Birkaç gün önce, bir köylü amca bana önerdi: “Şubat ayında, ağaçlar için en iyi zaman. Toprağın hala uyuyor, soğuk ama dirençli. Şimdi dikilen meyve ağaçları, ilkbaharda sana mucizeler sunar.”

O an bir şey uyanıyor içimde. Gecenin karanlığında bile, bir umut doğuyor. Bunu yapmak zor ama aynı zamanda heyecan verici. Şubat’ın kasvetli ruhu beni korkutuyor, ama baharın bir habercisi gibi toprakla buluşmak… İçimden gelen o sesi dinliyorum.

Şubat’ta Hangi Meyve Dikilir?

Birkaç gün araştırıyorum. Kayseri’de, bu karanlık soğukta hangi meyve türleri dikilebilir? Biraz klasik, biraz da yerel bir bakış açısı arıyorum. Elma, kiraz, armut ve şeftali… Bunlar Şubat’ta dikilmesi uygun meyve türlerinden. Kısacası, bu meyvelerin kökleri soğuk havaya dayanabilir, ama zamanla büyüyüp meyve verecekleri günler, baharda geliyor. İçimi saran bu düşünce, bana bir tür sabır gerektiren mutluluğu hatırlatıyor. “Zamanla büyüyecek,” diye düşünerek bir an için gözlerim uzaklara dalıyor. Kökleri derinlere gitmiş, sabırla büyümüş bir elma ağacı gibi… Her şeyin bir zamanı var.

Ama ben de insanlar gibiyim, hemen her şeyin olmasını isterim. Oysa meyve ağaçları sabırla büyür. Sanki ben de bu ağaçlarla birlikte büyüyeceğim. Bu kadar basit ve anlamlı bir şey belki de daha önce hiç fark etmedim.

İçimdeki Huzur ve Heyecan

Bir sabah, içimdeki huzuru bulduğumda, dışarıda ince ince yağan karı izlerken birden karar veriyorum. Bahçeme meyve dikmeye başlamak istiyorum. Hangi meyve olursa olsun, toprağa ektiğimde umutlanacağım. Gerçekten… Elma fidanı mı? Kiraz mı? Belki armut… Şubat soğuk ama içimdeki heyecan sıcak. Bir şeylerin, bir gün gerçekten filizleneceğini, büyüyeceğini hissediyorum.

Fidanları alıp eve getirdikten sonra, toprakla buluşmalarını görmek için sabırsızlanıyorum. Çamur içinde, başımı eğip özenle toprağı kazarken ellerim buz gibi soğuyor ama ruhum ısınmaya başlıyor. Sanki toprağa dokundukça, her şey biraz daha anlam kazanıyor. Her bir fidanı ayrı ayrı toprağa koyarken, onlarla birlikte bir hayal kuruyorum: “Bir gün, bu fidanlar bana meyve verecek.” O an, zamanın ne kadar yavaş geçtiğini fark ediyorum. Hızla geçeceğini bildiğim bu anın tadını çıkarıyorum.

Hayal Kırıklığı ve Umut

Ancak birkaç gün sonra, karların erimesiyle birlikte bir sorunla karşılaşıyorum. Fidanların bazıları solmuş, toprağa sımsıkı bağlanamamışlar. Gözlerim doluyor ama bir şeyler yapmalıyım. Toprağa biraz daha dikkatle bakıyorum, fidanların etrafını sarmalıyorum. Toprağın sıcaklığına inanmak zor olsa da, biraz daha beklemem gerektiğini biliyorum. Umut kırıklığı ama yenilikle karışık bir duygudur bu.

Şubat’ın sonunda, karların ve soğukların yavaşça gitmesiyle birlikte, her şeyde bir değişim başlıyor. Bir sabah güneşin ışıkları tüm bahçeyi sarıyor, ve nihayet, umudumuzu içeriye çağıran sıcak bir rüzgar estikçe, fidanlarımın biraz daha büyüdüğünü fark ediyorum. Kökleri tutmuş, bir adım daha büyümüşler. Bahara adım atarken, içimdeki hisse de büyük bir değişim geliyor. Şubat, içimdeki en sert karı eritirken, baharın umudunu bana taşımış oluyor.

Gün Batımında Bir Fidanın Sesini Duymak

Şubat sonunda, Kayseri’de gün batarken, bahçemdeki fidanlarımı izliyorum. Yavaşça büyüdüklerini görmek, yavaşça filizlendiklerini hissetmek… Hiçbir şey anlatmak için yeterli kelime bulamıyorum. Çünkü o anın anlamı, sadece duygularla hissedilir. Bu fidanlar birer umut… Benim büyümem gibi, yaşamın kendisi gibi. Soğuk, karanlık zamanların içinde her şeyin yeniden filizlenmesi gibi.

Bazen umutsuzluk, hayal kırıklığı ya da belirsizlik iç içe geçer. Ama Şubat’ta toprakla buluşmak, her şeyin zamanla, sabırla daha iyi olacağını öğretir insana. Şubat ayında dikilen meyve ağaçları gibi… Giderek büyür, filizlenir, bir gün meyve verirler. İşte o zaman, beklediğin o meyve gerçekten tatlı olur.

Ve ben, Kayseri’nin soğuk Şubat akşamlarında, bu toprakla buluşmanın anlamını öğreniyorum: Sabır, umut ve büyüme.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ankara escort
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet